Forumkolik.Net Sohbet Odaları
Sohbet OdalarıSohbet Odaları

Geri Git   Forumkolik.Net >
Yaşam ve Eğlence
> Serbest Kürsü

Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree5Beğeni(ler)
  • 3 Post By EfRaSiYaB
  • 1 Post By KahKaha
  • 1 Post By hhh

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Ocak 2021, 19:16   #1
 EfRaSiYaB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi : 15 Kasım 2020
Nerden :
Cinsiyet :
Konular : 93
Mesajlar : 748
Burç :
Aldığı Beğeni : 735
Beğendikleri : 1216
Rep Puanı : 10
Ruh Halim: Uykucu
Standart Evlenilecek İnsan

Bir evde, kadın komşusundan şikâyetçi oluyormuş. "Şu penceresi görünen evin kadını ne kadar pasaklı. Tülleri hiç yıkamaz mı? Ne kadar kirli görünüyorlar öyle..." Ertesi akşam yine otururken şikâyete başlamış: "Şu komşu kadının pencere tülleri ne kadar da kirli görünüyor. Aylarca yıkamıyor herhalde. Bu kadar da pis olunur mu?" Üçüncü akşam yine aynı şikâyeti yapınca evin erkeği dayanamamış, ertesi gün evin pencerelerini iyice bir temizlemiş. Akşam yine otururken kadın, "Eh nihayet kadın pencerenin tüllerini yıkadı. Baksana, artık temiz görünüyorlar." demiş. Adam karısına demiş ki; "Hanım, o kadın tülleri yıkamadı. Ben bizim evin camlarını temizledim bugün."

"Her şey müşterek" sözünün "her şey eşit" olarak algılandığı bir zamanda evlilik üzerine kafa yormak ne kadar saçma da olsa, hayat bize kurallarını dayatırken saçma olup olmadığını sorma hakkı tanımadığı için, olanı konuşmak zorundayız. Dostoyevski'nin "Duvar bir duvardır, hayat size iki kere ikinin kaç ettiğini sormaz" sözünü aklımızın bir yerine kazıyalım. Soren Kierkegaard'a göre, dünyada yaşadığımız bütün sıkıntıların kaynağı can sıkıntısıdır. Tanrı canı sıkıldığı için Adem'i yaratmış, Adem'in canı sıkıldığı için Havva yaratılmış, ikisinin canı sıkıldığı için Habil ve Kabil ortaya çıkmış, onların da canı sıkıldığı için ilk kan dökülmüştür. Bizi erkek ve kadın olarak yaratan ve birbirimize meyletme isteğini veren yaratıcının kurallarını sorgulayacak değiliz. Bir kadına ya da bir erkeğe meylederken Tanrı'nın bir isteğini yerine getirdiğimizi düşünmek acaba biraz rahatlamamızı sağlar mı? İtiraf edelim, geçici bir süreliğine uğradığımız şu dünyada bizi can sıkıntısından kurtaran en önemli olay, karşı cinse duyduğumuz istektir. Bir kadını seyrederken Allah'ın Cemal sıfatının tecellisini görüp, bu güzelliği hakkını vererek takdir eden hikmet sahipleri bahçemizi şereflendirmediğine göre, biz hikmet ve irfan yoksulu çevremizde olup bitenle ilgilenelim. Herkes yaşadığı çağın çocuğudur ve elinde hakikat diye taşıdığı meşale önünü ne kadar aydınlatıyorsa ufku o kadar geniştir.

"Aşk için evlenin, hem eşinizin hem de kendinizin en iyi arkadaşı olun" diyen Konfiçyüs'ten uzak bir iklimde yaşamanın acısıyla başlayalım. Şair haklı; "kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok." Gel gör ki, bugünü yok sayıp maziyi yâd etmekle geçmiyor hayat. Gazalî sorunu çözmüş: "İçinde bulunduğun an, senin için en mükemmel andır." Hint edebiyatından aparma sözüyle Tolstoy da haklı: "En iyi mekân içinde bulunduğun mekandır. En iyi zaman içinde bulunduğun andır. En güzel insan karşında duran kişidir." Bugünü ve yaşadığımızı konuşmak en iyisi.

Gerçek âşıklar gizlerler aşklarını. Ulu orta konuşmalardan, köşe başı dedikodulardan uzak tutarlar hislerini. Hakkını verecek bir kimse ararlar, ben konuşmadan beni anlayan biri çıkarsa ancak o hak eder sözlerimi. Lakin Nazan Bekiroğlu haklı: "Anlatsam ben aşkımı yok edeceğim, anlatmasam aşkım beni." Bu ne yaman çelişki böyle. Karar senin.

Bazı insanlar sustukça güzelleşir, bazısı konuştukça. Genelde susan kadındır, susmak en güzel kadına yakışır zaten. Anlamak erkeğe, anlaşılmak kadına verilmiş birer paye. Anlaşıldığı kadar anlatır kadın. Ne zor!

Nasıl olsa ikimizin kaderi de sürgün. Dünya bir sürgün yeri değil mi zaten? Ne yaparsak yapalım, bu bitmeyen açlık ruhumuzun yakasını bırakmıyor. Sular asla durulmayacak, anladık. Öyleyse bu kabaran dalgalarda yüzmeye devam. Öyle bir deniz ki bu, derinlere ininceye kadar iflahımızı kesiyor. Tam tükendiğiniz anda "buyur gel, inci tanelerim" diyor. Madem SEN varsın sonunda, o halde bu denizde yüzmeye değer.

"Bana hakikati değil, kendini anlat" diyor ya üstad, sen zaten hakikatsin, kendini anlatman yeter. Ben senden bir hakikat çıkarmayı bilirim.

Bir gerçek var ki, tamamlanmamış bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlığımız her yönüyle eksik. Bir de "evlenen insan dinini tamamlar" hadisini ekleyince, şu bekârların hali nicedir! Ama haklılar. "Bir ideoloji bir toplumu değiştirmek istediği zaman" diyor Eric Hoffer, "Önce aile kurumundan başlar işe. Kadına sosyal hayatta verilen haklar ailede reislik kavramını tartışmaya açar. Kadın erkeğinin reisliğini bir kez tartışmaya başladı mı o evlilik çatırdamaya başlamış demektir. "Her şey müşterek" sözünü "her şey eşit" olarak yorumlamak da bunun bir parçası. Zaten evlilik modern bir hapishaneye çoktan dönüşmüş bir durumda. Bir de sevişmekten çok savaşmakla geçen bir evliliği kim ne yapsın?

Evlenmek lazım
Dünya bir süslü gelin. Onun tadını almak istiyorsan dilini bileceksin. Evlilik, bu dili konuşmanın en güzel yolu. Hem sağlıklı, hem düzenli. Daha ne ister ki insan! Herkes gittikten sonra gidilecek yerdir evimiz. Orada seni bekleyen biri var. Merak ediyor, gelmeni istiyor. Seninle yemek yemek, bir şeyler izlemek, dertlerini, sıkıntılarını paylaşmak istiyor. Hatta susmak istese bile seninle susmaktan yana. Hiç tanımadığın bir insan üstelik. Sevmiş seni, herkesi bir şekilde buluşturan kader sizi de bu korunaklı çatı altında buluşturmuş. Seni asla sevmek zorunda olmadığı halde, hiçbir kan bağı veya zorunluluk olmadığı halde, "Sen bana eş olabilirsin, hayatımı senin için feda edebilirim." demiş. Kapı açılıyor ve her gün başka bir çehreye bürünen, dünyanın bin bir türlü halini yansıtan bir yüz, her şeye rağmen seni istiyor. Bazen bir tatlı bir esinti, bazen soğuk bir rüzgâr, bazen coşkulu bir ırmak, bazen durgun bir nehir, ama hep seninle. Az şey mi? Her zaman yaslanacağını bildiğin omuzlar ya da uzanıp kafanı dinleyeceğin dizler. Başını yasladığın o göğüste saçlarının arasında gezinen o merhamet dolu elin sunduğu zevki başka kim sunabilir?

Orada seni bekleyen biri var...
Hani giderken sokaklarda yatanları, bally çekenleri, bankta oturmuş yalnızlığın efkârıyla boğuşanları, elinde telefon o birinin ilgisini kazanmaya çalışanları, metroda dalgın ifadesiyle camın öteki yüzünde bir şeyler arayanları, dolmuşta belli etmeden keder gözyaşlarını akıtanları, sokaklarda sıkıntıdan volta atanları görerek gittiğin o evde seni bekleyen biri var. O kadar insan gördün, dünyada ne çok dertli insan var, ama senin yine de bir umut taşıyarak gittiğin o ev. Sanki herkes yalnız, bir tek sen değilsinmişcesine güvenle adımlarını sıklaştırarak yaklaştığın o ev. Hani yeryüzünde erkek ve kadın olmanın en çok anlam kazandığı, balkonlu yaz akşamlarıyla soğuk kış gecelerinin birbirini kovaladığı, gelen misafirlere gidilen ziyaretlerin, gardrobun dört mevsim senin için kılık değiştirdiği, yemeklerin senin damak tadına göre sofraya dizildiği, her metrekaresinin senin zevklerine göre döşendiği, her şeyin tamamen sana ve o mekânı seninle paylaşan kişiye ait olduğu o ev.

Orada seni bekleyen bir var...
İnsan ürettiği kadar insan. Üretimin en verimli hali evlilik. Adım adım, yavaş yavaş, öğrene öğrene, sağlıklı ve düzenli ilişkilerle inşa edilen o yuva. İlk dokunuş, ilk hissediş. Kadın nezaketiyle erkek maharetinin o emsalsiz birleşimi. Yaşıyorum ve bunu hissediyorum dediğin, anlatamadığın çünkü anlayamadığın, kelimelerin, harflerin, seslerin aciz kaldığı, her an artan, hiç bitmeyen o zevk. Sonra bu insanlık sanatının, o kapı açıldığında, paytak paytak sana doğru gelmeye çalışan dünyanın en masum varlığına dönüşmesi. Birden dünyanın bütün dertlerini unutturan o sevgi yumağı. Yavrusunu bütün kalbiyle sahiplenerek kucağına alan erkeğini görünce yüreğinin derinliklerinde bir şeylerin kabardığını hisseden, "Babamızı beklerken oyun oynadık bebişimle" diyen kadının yüzündeki tebessümü görünce, o gün yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen içinden "İşte bu!" diyen erkek.

Sen farketmesen de yüzündeki her çizgiyi, saçında beyazlayan her teli, değişen elbise bedenini, kırlaşan saç modelini takip ederek an be an büyümeni, olgunlaşmanı, yaşlanmanı izleyen kadınla, sana adeta bir çocuk gibi özenen kadınla, "yaslandın mı çınar gibi, sardın mı umut gibi" hayat veren kadınla,

"Limanlar gemileri nasıl beklerse" öyle beklediğin, o milyonlarca insan arasından kaçıp sana gelen, küçücük dünyasında yaşamak istediği ne varsa hepsini senden bekleyen, kimi zaman mavi gözlü bir dev, kimi zaman yaramaz bir çocuk olsa da, çocukluğu da, adamlığı da sana mahsus, şu hayatta huzur diye bir şey varsa bedenini sarıp sarmalayan kollarında geçen tatlı bir uykuyla geldiği, seni senden bile kıskanacak kadar deli, seni sana getirecek kadar akıllı, söz konusu sen olunca bir türlü dengeyi tutturamayan, hem annesi, hem çocuğu, hem kadını, hem arkadaşı olduğun, seninle ölmek istiyorum dediğin erkek.

Eve erken gidenin yemeği ısıttığı, kadın ütü yaparken erkeğin yemekleri sofraya serdiği, erkek bebeği pış pışlarken kadının çamaşırları astığı, kadın evi süpürürken erkeğin eline verilmiş listeyle market yolunu tuttuğu, her sabah işe gitmek için beraber kalkılan, alelacele bir kahvaltı sonrası görevleri paylaşıp yola koyulduğumuz, gün boyunca en ufak bir sorunda arayıp danıştığımız, akşam olsa da gitsek dediğimiz bu yuvada sevdamız sürer gider.

Evlenmemek lazım
Biliyorum, artık anlamı yok. Biricik değil sevdiklerimiz. Kadınlardan bir kadın, erkeklerden bir erkek olan eşimiz. Ne büyük acı! Ne mahremiyeti kaldı sevgimizin, ne farkı. O kadar çok insan tanıdık ki, eşimizi onlarla kıyas etmekten kurtulamıyoruz. Sürekli bir yarış içindeyiz. Kendimizi teselli etmeye çalışarak kabullendiğimiz kader. Erkeğini, gördüğü, bildiği, yaşadığı diğer erkeklerle kıyas ederek sevmeye çalışan kadının mutlu olmaya hakkı yoktur. Ya erkek! O daha zavallı değil mi? Her gün şehir hayatının yüzlerce tahrik dolu teklifinden geçerek, her birine dur diyerek, kadınına sadık kalmaya çalışan zavallı erkek! "Öptüğüm kızlar geliyor aklıma" diyen bir erkekle evlenilir mi? O kadın bunu anladığında, ilk olmadığını, tek olmadığını ve asla tek kalamayacağını bildiğinde, yüreğinden artık güvercinler uçamaz hale geldiğinde ne yapacaksın? Nasıl inandıracaksın sadece ona bağlı kalacağına?

Başını yastığına koymuş, sırtı kocasına dönük bir kadın düşünüyorum. İşte insanın istese de yalan söyleyemediği an! İşte herkese gösterdiğin birçok yüzünün dışında, göstermediğin, gösteremediğin, bazen kendin bile yüzleşmek istemediğin gerçek yüzün. Kendini bile kandırmaktan uzaksın. İşte bütün çıplaklığınla sen. İşte o kadın! Gözünden düşen ilk damla! "Ben ilk değilim. İşte, hemen arkamda sessiz bir uykuya dalmış bu adamın kokladığı kaçıncı çiçeğim? Beni her gece geçmişte kalan bir hatırasıyla mı kıyaslayacak? Eksiklerim daha mı çok gözüne batacak? Bildiğim, bilmediğim bütün kadınlarla yarışacak mıyım bu adamı bana bağlı tutmak için? Az önce olan şey, bir an kendimi bir başka kadınla aynı terazide hissedişim... Gördüğü, konuştuğu her kadında beni mi sorgulayacak yoksa? Bu hep böyle mi sürecek? Bana her dokunduğunda acaba aklından neler geçiyor, kimi düşünüyor, yaşadığı zevklerin hangisiyle ölçüp tartıyor diye mi düşüneceğim? Kadınlığım hep bir yönüyle eksik mi yaşanacak? Hep mükemmel olmak zorunda kalıp, ne yapsam da mükemmel olamayacak mıyım?"

O gece biter mi? O umutlar birer birer bitecek ama, o gece bitmeyecek. O gece dünya değişecek. O gece yüzlerce soru sorulacak. Yüzlerce cevap aranacak karın ağrıları eşliğinde. O gecenin sabahında, bir başka kadın çıkacak ortaya. Hayatın gerçeklerini kabullenmiş, "istediğim gibi bir hayat mümkün değil" diyen bir kadın. Yol ayrımında bir kadın. Tamam mı devam mı? Elbette devam. Başka çaren mi var? Gittiğin yer bundan farklı mı olacak sanıyorsun? "Ben asla özel bir kadın olamayacağım." Paylaşılmak, buna mecbur tutulmak seven bir kadının yaşayacağı en büyük ızdırap. Ama hayat böyle. Sıradanlaşmayı, herkes gibi olduğunu öğretiyor sana. Bir kadının acı çeke çeke sıradanlaşmayı kabullendiği bir toplumda yaşıyorsan bazı şeyleri göze almalısın.

Dönüyoruz yastığın diğer tarafına? Derin ve huzurlu bir uykuya daldığı sanılan erkeğin yanındayız. Gözlerinden yaş düşmüyor, çünkü o bir erkek. Bir erkeğin gözlerinden yaş aktığında, o erkek için artık çare kalmamış, insanlığı ölmüştür. Onunla birlikte insanlık da ölmüştür. Bu erkek, geçmişte yaşadıklarından şimdi daha da pişmandır. Zira, bu gece yaşadığı zevkler hiç de heyecan uyandırmamıştır. Hatta belli belirsiz bazı şeyleri hatırlıyor gibidir. Ne garip! Oysa başka türlüsünü bekliyordu. Bütün bir geçmişine set çekecek, her şeye sıfırdan başlayacak, bembeyaz bir sayfa açacaktı hayatında. Bir hata yapmaktadır bu erkek, hayatını bir kadının değiştirmesini beklemektedir. Yaşadığı bütün zevkleri ve dertleri unutturmak ve yepyeni bir adam yaratmak gibi bir görev yüklemiştir hemen arkasında yatan kadına. Bir kadının böyle bir şeye gücü yeter mi? Yetmediğini öğrenmektedir erkek, işte yaşadığı acıların kaynağı budur. Sen kendini yenilemedikten sonra kimse gelip temizlemez. Kirletirken başkasına mı sordun da temizlemeyi bir başkasından bekliyorsun? Geçmişinden kopamaz bir insan. İşlediğin günahlar asla yakanı bırakmaz. Her birinin bedelini hem de sonuna kadar ödemeden rahat yok sana. Sen bunu kabul etmesen de olur. Duvar yine de bir duvardır. Hak ettiğini düşünüyorsun, ama haksızlık ettiğinin de farkındasın. Sen ilk misin ki, ilk olmasını bekliyorsun? Az önce yaşadığın şey, herkesten farklı olmasını beklediğin ama herkes gibi olan bir kadın mıydı o? Eyvah, bu işin sonu nereye varacak?

Evlilik Güzeldir
Evlenilecek erkek yok diyen kadın evlenilmeyecek kadındır. Evlenilecek kadın yok diyen erkek de evlenilmeyecek erkektir. Herkes yaşadığı hayatı gerçek zannetmekte masumdur. Herkesi kendin gibi sandığın için masumsun. Ama dur biraz, etrafına bir bak. Sen iyi dostlar aradın da karşına mı çıkmadı? "Sana iyi dostlar, güzel dostlar yeryüzünde de var, gökyüzünde de var" diyorlar. "Ben belamı aramışım bela bulmuşum, dost arasaydım dost bulurdum" dedin mi hiç? Sen bir sevgiyi inşa etmek istedin ve üzerine düşeni yaptın da bu kadar mı haksızlığa uğradın? İşte zavallı şehir insanının trajedisi. Suçu hep zamana ve başkalarına atmak. Kendisi dünyanın en temiz, dürüst, namuslu insanıdır da, herkes kirlenmiştir. Ne yapsa acaba? Bu kirlenmiş dünyada temiz duygularını nasıl yaşatacak? Demedin mi hiç, ben neysem kendime uygununu seçeyim, benden fazlaysa ona ulaşmak için gayret edeyim? İşte hepimiz, senin gibi dertliyiz. "Testide ne varsa dışarı o sızar" demedin mi hiç? Hep mi sensin haksızlığa uğrayan? Sen kimsenin hakkını yemedin, kimsenin gönlünü kırmadın, kimseyi dışlamadın mı? Sen tertemiz bir aynada kendini seyretmek istedin de hep mi kirli aynalar çıktı karşına? O halde sen ne kadar temizsin? Belki senin camların kirli ya da buğulu gösteriyordur. Belki birçok temiz ayna gördü seni, biraz yaklaşınca kirlerini gördü ve kaçtı. İşte sen, bütün gizlediğin gerçeklerinle sen. Hâlâ haksızlık ediyorsun. Acaba beni hak eden insan nerede? diye soruyorsun. Sen ne kadar hak ediliyorsun? Herkes kötü de bir sen misin iyi? Eğer kendinden yola çıkarak güvenilecek insan yok diyorsan, yine kendinden yola çıkarak sevilecek insan burada demeyi düşündün mü hiç?

Bütün çiçeklerden koklamak sadece arıya mahsustur, o da bunu bilerek değil, içgüdüsüyle yapar. Sen insansın, hiç kimse mükemmel olmadığı gibi, sen de değilsin. Hepimiz suyu kirletiyorsak, suyun dışına çıkmak niye? Zaman değişir ve zamanla birlikte insan da değişir. Bırak bu suda beraber yıkanalım ve hem kendimizi hem de suyu temizleyelim. Vazgeç şu gözü dönmüş modern insan hastalıklarından. Dünya kime vefa kılmış ki sana kılsın!

"Hadi ben bensiz geleyim, sen sensiz gel. Soyunalım iki can, girelim şu ırmağa hadi" Hani "İnsan su misali kıvrım kıvrım akar ya", akan su kendini temizlemez mi? Allah her gün dünyayı yeniden yaratmıyor mu? Sen her gün yeniden yaratılmıyor musun? Hücrelerin her gün kendini yenilemiyor mu? "

"Dün öldü, bugün can veriyor, yarın henüz doğmadı." Zamanın kıymetini bilmek varken geçmişle gelecek arasında sıkışmak niye? Sen ne kadar insansan ben de o kadar insanım. Gel beni yıka, ben de seni yıkayayım. Sen evlenilmeye ne kadar layıksan ben de o kadar layığım.

Sanırım, hepimiz evin camlarını temizlemekle işe başlamalıyız.
Evlenilecek insan nerede? diye soruyorsun. Evlenilecek insan burada. Sen neredesin?


Aziz Kemal NAFİ


KahKaha, AlgoS ve ESinti bunu beğendi

Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.
A.C.Z.



Beklerim...
EfRaSiYaB isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Ocak 2021, 23:24   #2
 KahKaha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi : 19 Nisan 2020
Nerden :
Cinsiyet :
Konular : 869
Mesajlar : 11,599
Burç :
Aldığı Beğeni : 9931
Beğendikleri : 13554
Rep Puanı : 10
Standart Cevap: Evlenilecek İnsan

Ne hissedeceğimi bilemedim...
Lakin “Orada seni bekleyen bir var...” cümlesi bile çok kuvvetli...

EfRaSiYaB bunu beğendin

“Always will I bathe my days in the golden glow of enthusiasm.”
~ Og Mandino
KahKaha isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 08 Ağustos 2022, 05:43   #3
hhh
 
Üyelik tarihi : 21 Mart 2022
Nerden :
Cinsiyet :
Konular : 124
Mesajlar : 1,453
Burç :
Aldığı Beğeni : 831
Beğendikleri : 656
Rep Puanı : 10
Ruh Halim: Cok Yorgun
Standart Cevap: Evlenilecek İnsan

Emeğinize sağlık

EfRaSiYaB bunu beğendin

hhh isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
evlenilecek, İnsan


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.

ForumKolik.NET
Forum Sahibi: KıRıK

Sitemiz bir genel forum sitesidir. Bu yüzden sitemize kaydolan herkes, kontrol edilmeksizin mesaj/konu/resim paylaşabilmektedir. Bu sebepten ötürü, sitemiz üzerinden paylaşılan mesajlar, konular ve resimlerden doğabilecek olan yasal sorumluluklar paylaşan kullanıcıya aittir. Forumkolik, hiçbir yasal sorumluluk kabul etmemektedir. Illegal herhangi bir faaliyet görülmesi durumunda İLETİŞİM sayfasından bildirim yapıldığı takdirde, mesaj, konu ya da resim en fazla 24 saat içerisinde silinecektir.

Forum Manager: deNİS
Graphic Designer: Müptela
hd yabancı dizi yabancı dizi Gebze Süt mobil sohbet odaları Bedava Sohbet Odaları Eşya Depolama Chat
href="Https://www.chatodalari.co" class="links" title="Chat Odaları">Chat Odaları - Türkiye Sohbet - Sohbet Odaları - mostbet portobet ilbet vdcasino giris deneme bonusu